Gece uykudan uyandıran sırt veya boyun ağrısı, kol ve bacaklarda giderek artan uyuşma, kas güçsüzlüğü ya da yürüme bozukluğu omurilik tümörlerinin belirtileri arasında olabilir. Ancak bu şikâyetler bel fıtığı, boyun fıtığı, omurga kanal darlığı ve farklı sinir sistemi hastalıklarında da görülebilir. Bu nedenle kesin tanı yalnızca belirtilere bakılarak konulmamalıdır.
Omurilik tümörleri; omuriliğin içinde, omurilik zarlarının arasında veya omurga kanalında gelişen anormal hücre topluluklarıdır. Bazı tümörler yavaş büyüyerek uzun süre hafif belirtiler oluştururken bazıları daha hızlı ilerleyerek omurilik ve sinir kökleri üzerinde ciddi baskıya neden olabilir.
Omurilik tümörlerinin tamamı kanser değildir. İyi huylu bir tümör bile omuriliğin bulunduğu dar alanda büyüdüğünde hareket, duyu, denge ve idrar kontrolü gibi önemli işlevleri etkileyebilir. Bu nedenle tedavi planı tümörün yalnızca iyi veya kötü huylu olmasına göre değil; konumuna, büyüklüğüne, büyüme hızına ve nörolojik etkilerine göre hazırlanmalıdır.
Omurilik, beyin ile vücudun geri kalanı arasında sinirsel iletişimi sağlayan hassas bir yapıdır. Omurga kanalının içinde yer alır ve omurilik zarları tarafından çevrelenir.
Omurilik tümörü, omuriliği veya çevresindeki sinir yapılarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz biçimde çoğalması sonucunda gelişen kitledir. Tümörler doğrudan omurilik ve çevresindeki dokulardan kaynaklanabileceği gibi vücudun başka bir bölgesindeki kanserin omurgaya yayılması sonucunda da ortaya çıkabilir.
Tümör büyüdüğünde:
Omurilik tümörlerinin belirtileri tümörün bulunduğu seviyeye, omuriliğin içinde veya dışında olmasına ve büyüme hızına göre değişebilir.
Belirtiler genellikle yavaş ilerler. Ancak kanama yapan, hızlı büyüyen veya omurilik üzerinde ani baskı oluşturan tümörlerde şikâyetler kısa sürede ağırlaşabilir.
Omurilik tümörlerinde ağrı en sık görülen erken belirtilerden biridir. Ağrı başlangıçta kas veya omurga kaynaklı sıradan bir rahatsızlıkla karıştırılabilir.
Daha ayrıntılı değerlendirme gerektiren ağrı özellikleri şunlardır:
Her gece ağrısı omurilik tümörü anlamına gelmez. Ancak ilerleyici nörolojik belirtilerle birlikte görülen ağrı geciktirilmeden değerlendirilmelidir.
Omurilik, beyin tarafından oluşturulan hareket komutlarını kaslara iletir. Tümör omurilik veya sinir kökleri üzerinde baskı oluşturduğunda bu iletişim bozulabilir.
Güç kaybı şu şekillerde fark edilebilir:
Kas güçsüzlüğünün zaman içinde ilerlemesi önemli bir uyarı işaretidir. Sinir dokusunun uzun süre baskı altında kalması, tedaviden sonra tamamen düzelmeyebilecek kayıplara neden olabilir.
Omurilik tümörleri denge, kas gücü ve vücut pozisyonunun algılanmasını etkileyebilir. Bu nedenle hastalarda yürüyüş değişiklikleri görülebilir.
Yürüme bozukluğu şu belirtilerle ortaya çıkabilir:
Yürüme bozukluğunun ilerlemesi, omuriliğin belirgin şekilde etkilendiğini gösterebilir ve hızlı değerlendirme gerektirir.
Omurilik tümörleri, omurilik ve zarlarıyla ilişkisine göre üç ana gruba ayrılır.
Omuriliğin kendi dokusu içinde gelişen tümörlerdir. Sinir dokusunun içinde büyüdükleri için cerrahi tedavileri hassas planlama gerektirir.
Bu grupta görülebilecek tümörler şunlardır:
Omurilik zarının içinde ancak omuriliğin dışında gelişir. Büyüdükçe omuriliğe dışarıdan baskı yapabilir.
Bu grupta sık görülen tümörler şunlardır:
Bu tümörlerin önemli bir bölümü iyi huyludur. Ancak omuriliğe baskı yaptıklarında ciddi nörolojik belirtiler oluşturabilir.
Omurilik zarının dışında, çoğunlukla omur kemikleri veya epidural alanda gelişir. Vücudun başka bir bölgesindeki kanserin omurgaya yayılması bu grupta sık görülür.
Omurga kemiğinin zayıflaması çökme kırığına, omurga dengesizliğine ve omurilik baskısına neden olabilir.
İyi huylu tümörler genellikle yavaş büyür ve başka organlara yayılmaz. Ancak omurga kanalının dar yapısı nedeniyle büyüyen bir tümör omurilik ve sinirlere baskı yapabilir.
İyi huylu bir omurilik tümörü:
Bu nedenle iyi huylu olması tümörün tedavi veya takip gerektirmediği anlamına gelmez.
Kötü huylu omurilik ve omurga tümörleri daha hızlı büyüyebilir, çevredeki dokulara yayılabilir ve tedavi sonrasında tekrarlayabilir.
Kötü huylu tümörler:
Tedavi; ameliyat, radyoterapi, kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler veya bu yöntemlerin birlikte uygulanmasını içerebilir.
Omurilik tümörlerinin büyük bölümünde kesin neden bilinmez. Hücrelerin büyümesini kontrol eden genlerde meydana gelen değişiklikler anormal hücre çoğalmasına yol açabilir.
Riskle ilişkili olabilecek durumlar şunlardır:
Bel veya boyun fıtığı, ağır kaldırma ve duruş bozukluğu omurilik tümörünün doğrudan nedeni değildir.
Omurilik tümörlerinin çoğu kalıtsal değildir. Ancak bazı genetik sendromlara sahip kişilerde belirli tümörlerin gelişme riski daha yüksek olabilir.
Genetik değerlendirme şu durumlarda düşünülebilir:
Genetik değişikliğin bulunması hastalığın mutlaka çocuklara geçeceği anlamına gelmez.
Omurilik tümörü ile omurga tümörü aynı yapıyı ifade etmez.
Omurilik tümörü, omurilik dokusunda veya onu çevreleyen zarların içinde gelişir. Omurga tümörü ise omur adı verilen kemiklerde veya omurganın destek dokularında ortaya çıkar.
Her iki tümör de omurilik ve sinirlere baskı yaparak benzer belirtiler oluşturabilir:
Kesin ayrım MR, tomografi ve gerekli durumlarda biyopsiyle yapılır.
Tanı süreci hastanın şikâyetlerinin dinlenmesi ve nörolojik muayene yapılmasıyla başlar.
Muayene bulguları tümörün omuriliğin hangi seviyesinde olabileceği hakkında bilgi sağlayabilir.
Kontrastlı omurga MR’ı, omurilik tümörlerinin değerlendirilmesinde temel görüntüleme yöntemlerinden biridir.
MR ile şu özellikler değerlendirilebilir:
Bazı durumlarda yalnızca şikâyetin bulunduğu bölge değil, omurganın daha geniş bir bölümü veya tamamı görüntülenebilir.
Bilgisayarlı tomografi özellikle omurga kemiklerini değerlendirmede yararlıdır.
Tomografi ile:
Omurilik ve sinir dokusunun ayrıntılı değerlendirilmesinde genellikle MR daha fazla bilgi sağlar.
Tümörün türünü kesinleştirmek için bazı hastalarda doku örneği alınması gerekebilir. Bu işleme biyopsi adı verilir.
Biyopsi:
Omurilik içindeki tümörlerde yalnızca biyopsi yapmak yerine tümörün güvenli ölçüde çıkarılması tercih edilebilir. Karar tümörün yerine, görüntüleme özelliklerine ve cerrahi risklere göre verilir.
Tedavi planı kişiye özel hazırlanır. Aynı türdeki tümörler bile yerleşimlerine ve omurilikle ilişkilerine göre farklı tedavi gerektirebilir.
Tedavi kararında şu faktörler değerlendirilir:
Tedavi seçenekleri arasında düzenli takip, ameliyat, radyoterapi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler bulunabilir.
Her omurilik tümörünün hemen ameliyat edilmesi gerekmez. Küçük, yavaş büyüyen ve belirti oluşturmayan bazı tümörler düzenli MR ile takip edilebilir.
Ameliyat şu durumlarda değerlendirilebilir:
Tümörün konumu cerrahi riskin ve uygulanacak yöntemin belirlenmesinde önemlidir.
Omurilik tümörü ameliyatının amacı, tümörü mümkün olan en güvenli ölçüde çıkarmak ve omurilik üzerindeki baskıyı azaltmaktır.
Ameliyat sırasında tümörün bulunduğu seviyeye omurganın arka bölümünden ulaşılabilir. Omuriliği çevreleyen zar açılarak mikroskop altında tümör dokusu değerlendirilir ve sinir dokusuna zarar vermeden çıkarılmaya çalışılır.
Cerrahide kullanılabilecek yöntemler şunlardır:
Her tümör tamamen çıkarılamayabilir. Tümörün omurilik dokusundan net ayrılmadığı durumlarda nörolojik işlevleri korumak amacıyla bir bölümü bırakılabilir.
Nöromonitörizasyon, ameliyat sırasında omurilik ve sinirlerin elektriksel işlevlerinin takip edilmesidir.
Bu sistem sayesinde cerrahi ekip:
Nöromonitörizasyon riski tamamen ortadan kaldırmaz ancak sinir işlevlerinin korunmasına yardımcı olan önemli bir güvenlik yöntemidir.
Omurilik, hareket ve duyu işlevlerini taşıyan son derece hassas bir yapı olduğu için ameliyatın riskleri tümörün yerine ve omurilikle ilişkisine göre değişir.
Olası riskler şunlardır:
Risklerin tamamı her hasta için geçerli değildir. Tümörün yeri, büyüklüğü ve hastanın ameliyat öncesi nörolojik durumu kişisel risk oranını etkiler.
Her omurilik tümörü ameliyatında vida kullanılmaz. Omurgaya ulaşmak için çıkarılan kemik miktarı sınırlıysa ve omurga dengesi korunuyorsa sabitleme gerekmeyebilir.
Vida ve çubuk sistemleri şu durumlarda değerlendirilebilir:
Sabitleme kararı ameliyat öncesi görüntülemeler ve ameliyat sırasında yapılan değerlendirmeye göre verilir.
Radyoterapi, yüksek enerjili ışınlarla tümör hücrelerinin büyümesini kontrol altına almayı amaçlar.
Radyoterapi şu durumlarda uygulanabilir:
Omuriliğin radyasyona karşı hassas olması nedeniyle tedavi dozu ve hedef alan dikkatli biçimde planlanmalıdır.
Kemoterapi her omurilik tümöründe etkili değildir. Kullanım kararı tümörün patolojik ve moleküler özelliklerine göre verilir.
Kemoterapi:
Tedavi planı Beyin ve Sinir Cerrahisi, Tıbbi Onkoloji ve Radyasyon Onkolojisi uzmanlarının ortak değerlendirmesiyle hazırlanabilir.
İyileşme süresi tümörün yerine, büyüklüğüne, ameliyatın kapsamına ve hastanın ameliyat öncesindeki nörolojik durumuna göre değişir.
Ameliyat sonrasında şu uygulamalar gerekebilir:
Ameliyat öncesinde uzun süredir devam eden güç ve duyu kayıplarının iyileşmesi daha uzun sürebilir. Bazı ileri sinir hasarları tamamen düzelmeyebilir.
Tümörün tekrarlama ihtimali türüne, biyolojik davranışına ve ne ölçüde çıkarıldığına göre değişir.
Tekrarlama riski şu durumlarda daha yüksek olabilir:
Ameliyat sonrasında şikâyetler tamamen geçmiş olsa bile önerilen MR kontrolleri aksatılmamalıdır.
Omurilik tümörü bulunan her hasta felç olmaz. Ancak tümör omuriliğe uzun süre veya şiddetli biçimde baskı yaparsa hareket ve duyu yollarında kalıcı hasar gelişebilir.
Felç riskini artırabilecek durumlar şunlardır:
Erken tanı ve uygun tedavi, mevcut işlevlerin korunmasına ve bazı kayıpların düzelmesine yardımcı olabilir.
Aşağıdaki belirtiler geliştiğinde rutin muayene günü beklenmemelidir:
Bu bulgular ciddi omurilik veya sinir basısına işaret edebilir.
Geçmeyen omurga ağrısı, ilerleyici güç kaybı, uyuşma, yürüme bozukluğu veya görüntülemede omurilik kitlesi saptanması durumunda Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurulabilir.
Tanı ve tedavi sürecinde şu bölümler birlikte çalışabilir:
Multidisipliner değerlendirme, tümörün özelliklerine ve hastanın ihtiyaçlarına uygun tedavi planının hazırlanmasını sağlar.
Omurilik tümörleri, omurilik dokusunda, omurilik zarlarında veya omurga kanalının çevresinde gelişebilen anormal doku kitleleridir. İyi huylu tümörler bile dar omurga kanalında büyüdüklerinde omurilik ve sinirler üzerinde ciddi baskı oluşturabilir.
Gece artan ve dinlenmekle geçmeyen sırt ağrısı, kol veya bacaklarda ilerleyici güç kaybı, yürüme bozukluğu, duyu kaybı ve idrar kontrolünde değişiklik önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların bulunması tek başına tümör tanısı koydurmaz ancak nörolojik değerlendirme gerektirir.
Tanıda en önemli görüntüleme yöntemlerinden biri kontrastlı omurga MR’ıdır. Kesin tümör türünün belirlenmesi için bazı hastalarda biyopsi veya ameliyatla alınan dokunun patolojik olarak incelenmesi gerekir.
Tedavi; düzenli takip, mikrocerrahi, radyoterapi, kemoterapi veya bu yöntemlerin birlikte uygulanmasını içerebilir. Tedavinin temel amacı yalnızca tümörü çıkarmak değil, omurilik ve sinir işlevlerini mümkün olan en yüksek düzeyde korumaktır.
Tıbbi bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kesin tanı ve kişiye özel tedavi planı için Op. Dr. Seyhan Orak veya uygun bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır.