Aniden başlayan çok şiddetli baş ağrısı, nöbet, konuşma bozukluğu, yüzde kayma veya kol ve bacakta güç kaybı beyindeki damar yumağının kanamasına bağlı gelişebilir. Bu belirtiler görüldüğünde kişinin kendiliğinden düzelmesi beklenmemeli ve hemen 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
AVM hastalığı, atardamarlarla toplardamarlar arasında normalde bulunması gereken kılcal damar ağı gelişmeden doğrudan bağlantılar oluşmasıdır. Beyinde bulunan AVM’ler halk arasında beyin damar yumağı olarak bilinir.
Beyin AVM’si bulunan bazı kişiler yaşamları boyunca hiçbir belirti yaşamayabilir. Bazı hastalarda ise baş ağrısı, epileptik nöbet, uyuşma, görme veya konuşma bozukluğu görülebilir. AVM damarlarının yırtılması beyin kanamasına ve kalıcı nörolojik hasara yol açabilir.
Her beyin AVM’si aynı şekilde tedavi edilmez. Tedavi kararı AVM’nin yeri, büyüklüğü, damar yapısı, kanama öyküsü, hastanın yaşı ve işlemin oluşturabileceği riskler birlikte değerlendirilerek verilmelidir.
AVM, arteriyovenöz malformasyon ifadesinin kısaltmasıdır. Atardamarlar ile toplardamarların anormal biçimde doğrudan birbirine bağlanması sonucunda oluşur.
Normal dolaşım sisteminde kan:
AVM’de kılcal damar ağı bulunmadığı için yüksek basınçlı atardamar kanı doğrudan toplardamarlara geçer. Bu durum damarların zaman içinde genişlemesine, incelmesine veya kanamaya yatkın hâle gelmesine neden olabilir.
Beyin damar yumağı, beyindeki atardamar ve toplardamarların düzensiz bağlantılar oluşturarak bir damar ağı meydana getirmesidir.
AVM temel olarak üç bölümden oluşabilir:
AVM’nin oluşturduğu yüksek kan akımı hem damar yumağını hem de çevresindeki normal beyin dolaşımını etkileyebilir.
Beyin AVM’lerinin önemli bir bölümü kanama veya nöbet gelişene kadar belirti vermeyebilir. Belirtiler AVM’nin bulunduğu beyin bölgesine ve çevresindeki dokulara etkisine göre değişir.
Belirtiler yavaş gelişebileceği gibi AVM’nin kanamasıyla birlikte aniden de başlayabilir.
AVM damarlarının yırtılması sonucunda beyin dokusunun içine veya beyni çevreleyen alanlara kanama gelişebilir.
Bu belirtilerden biri görüldüğünde hemen 112 aranmalıdır. Hastaya yiyecek, içecek, aspirin veya farklı bir ilaç verilmemelidir.
AVM’ye bağlı baş ağrısının yalnızca bu hastalığa özgü kesin bir özelliği bulunmaz. Ağrı migren veya gerilim tipi baş ağrısıyla karıştırılabilir.
Kanamamış AVM’de baş ağrısı:
Kanama geliştiğinde ise ağrı çoğunlukla ani, alışılmadık ve çok şiddetlidir. Saniyeler içinde en yüksek seviyesine ulaşan baş ağrısı acil değerlendirme gerektirir.
Beyin AVM’si çevresindeki beyin dokusunun elektriksel düzenini etkileyerek epileptik nöbetlere yol açabilir.
Nöbetler şu şekillerde ortaya çıkabilir:
Daha önce epilepsi tanısı bulunmayan bir kişide ilk kez nöbet gelişmesi acil nörolojik değerlendirme gerektirir.
Nöbet sırasında kişinin ağzına herhangi bir nesne yerleştirilmemeli ve hareketleri zorla durdurulmamalıdır.
Beyin AVM’lerinin çoğunda kesin neden belirlenemez. Bu damar yapılarının önemli bölümünün anne karnındaki damar gelişimi sırasında oluştuğu düşünülür.
AVM:
Stres, ağır kaldırma, cep telefonu kullanımı veya beslenme biçiminin doğrudan AVM oluşturduğu gösterilmemiştir.
Beyin AVM’lerinin çoğu kalıtsal değildir ve ailede başka bir kişide aynı hastalık bulunmaz.
Ancak bazı nadir genetik damar hastalıklarında AVM gelişme ihtimali artabilir. Ailede çok sayıda AVM, tekrarlayan burun kanaması veya farklı organlarda damar malformasyonları bulunuyorsa genetik değerlendirme düşünülebilir.
AVM tespit edilmesi, hastalığın mutlaka çocuklara geçeceği anlamına gelmez.
AVM ve beyin anevrizması birbirinden farklı damar hastalıklarıdır.
Atardamarlarla toplardamarların kılcal damar ağı olmadan doğrudan bağlandığı anormal damar yumağıdır.
Bir atardamar duvarındaki zayıf bölgenin baloncuk şeklinde genişlemesidir.
Her iki hastalık da beyin kanamasına neden olabilir. Ayrıca bazı AVM hastalarında damar yumağını besleyen damarlarda anevrizma bulunabilir.
Kesin ayrım MR anjiyografi, BT anjiyografi veya kateter anjiyografisiyle yapılır.
Kavernom, ince duvarlı ve genişlemiş küçük damar boşluklarının oluşturduğu farklı bir damar yapısıdır. AVM’ye kıyasla içindeki kan akımı daha yavaştır.
AVM’de yüksek akımlı atardamar ve toplardamar bağlantıları bulunur. Kavernomlar ise klasik kateter anjiyografisinde her zaman görünmeyebilir.
Her iki hastalık da:
oluşturabilir. Tedavi yaklaşımları birbirinden farklıdır.
Her AVM aynı risk düzeyine sahip değildir. Bazı küçük AVM’ler yüzeysel ve cerrahi olarak ulaşılabilir bir bölgede bulunurken bazıları beynin hareket, konuşma, görme veya beyin sapı gibi hassas alanlarına yerleşebilir.
Risk değerlendirmesinde şu özellikler dikkate alınır:
Tedavi edilmeyen AVM’de kanama riski bulunabilir. Ancak bazı hastalarda tedavinin oluşturacağı risk, doğal kanama riskinden daha yüksek olabilir. Bu nedenle her hastaya özel değerlendirme yapılmalıdır.
Beyin AVM’lerinin kendiliğinden tamamen kapanması nadirdir. Belirti vermeyen bir AVM’nin şikâyet oluşturmaması, damar yumağının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Tedavi edilmeyen ve takip kararı verilen hastalarda düzenli görüntüleme gerekebilir.
Radyocerrahi uygulanan hastalarda AVM’nin kapanması genellikle hemen gerçekleşmez. Damar yumağının kapanması için aylar veya birkaç yıl gerekebilir. Bu süre boyunca kanama riski tamamen ortadan kalkmaz.
AVM tanısı nörolojik muayene ve beyin damarlarını gösteren görüntüleme yöntemleriyle konur.
Kanama şüphesinde ilk inceleme çoğunlukla beyin tomografisidir. AVM’nin ayrıntılı damar yapısını değerlendirmek için anjiyografik incelemeler gerekebilir.
Beyin MR’ı AVM’nin yerini, büyüklüğünü ve çevresindeki beyin dokusuyla ilişkisini gösterebilir.
MR ile şu özellikler incelenebilir:
MR anjiyografi beyin damarları hakkında ek bilgi sağlayabilir. Ancak ayrıntılı tedavi planlamasında kateter anjiyografisi gerekebilir.
Kateter beyin anjiyografisi, AVM’nin damar yapısını en ayrıntılı şekilde gösteren yöntemlerden biridir.
İşlem sırasında kasık veya el bileğindeki damardan ince bir kateterle girilerek beyni besleyen damarlara ulaşılır. Kontrast madde verilerek seri görüntüler alınır.
Anjiyografi ile:
değerlendirilebilir.
AVM tedavisi her hasta için aynı değildir. Tedavi planının temel amacı kanama riskini azaltmak, nöbetleri kontrol etmek ve nörolojik işlevleri korumaktır.
Tedavi seçenekleri şunlardır:
İlaçlar baş ağrısı veya nöbeti kontrol edebilir ancak AVM damar yumağını ortadan kaldırmaz.
Her beyin AVM’si ameliyat edilmez. Tedavi kararı AVM’nin doğal kanama riski ile uygulanabilecek işlemlerin riskleri karşılaştırılarak verilir.
Tedavinin daha güçlü şekilde değerlendirilebileceği durumlar şunlardır:
Derin veya yaşamsal işlevleri yöneten beyin bölgelerinde bulunan bazı AVM’lerde takip daha güvenli olabilir.
Mikrocerrahi ameliyatta kafatasında kontrollü bir açıklık oluşturularak AVM’ye ulaşılır. Cerrah önce damar yumağını besleyen atardamarları kontrol eder, ardından AVM’yi çevresindeki normal beyin dokusundan ayırır.
Ameliyatta amaç:
AVM’nin bir bölümünün bırakılması kanama riskinin devam etmesine neden olabilir. Bu nedenle cerrahi çıkarımın tamamlanıp tamamlanmadığı ameliyat sonrasında anjiyografiyle değerlendirilebilir.
Embolizasyon, AVM’yi besleyen damarlara anjiyografik yöntemle ulaşılarak özel kapatıcı maddeler verilmesidir.
İşlem sırasında:
Embolizasyon:
amacıyla kullanılabilir.
Her AVM yalnızca embolizasyonla tamamen kapatılamaz.
Gamma Knife ve benzeri stereotaktik radyocerrahi yöntemlerinde AVM’ye yüksek hassasiyetle odaklanmış radyasyon uygulanır.
Bu tedavide açık cerrahi kesi yapılmaz. Radyasyon damar duvarlarında zaman içinde kalınlaşma oluşturarak AVM’nin kapanmasını hedefler.
Radyocerrahi şu durumlarda değerlendirilebilir:
Radyocerrahi sonrasında AVM hemen kapanmaz. Kapanma sürecinde kanama riski devam edebilir.
Tek bir tedavi yöntemi bütün AVM’ler için en iyi seçenek değildir.
Tedavi seçiminde şu faktörler değerlendirilir:
Bazı hastalarda mikrocerrahi tek başına uygulanabilir. Bazılarında ameliyat öncesinde embolizasyon yapılabilir. Derin ve küçük AVM’lerde radyocerrahi tercih edilebilir.
AVM ameliyatının ve diğer tedavilerin riski damar yumağının bulunduğu beyin bölgesine ve anatomik özelliklerine göre değişir.
Olası riskler şunlardır:
Bu risklerin tamamı her hasta için geçerli değildir. Müdahale riski ile AVM’nin gelecekte kanama ihtimali birlikte değerlendirilmelidir.
İyileşme süresi uygulanan tedaviye ve hastanın tedavi öncesindeki durumuna göre değişir.
Tedavi sonrasında şu uygulamalar gerekebilir:
Kanama geçirmiş hastalarda iyileşme, yalnızca AVM’nin kapatılmasına değil beyin kanamasının oluşturduğu hasara da bağlıdır.
Tamamen çıkarılan veya kapatıldığı anjiyografiyle doğrulanan AVM’lerde yeniden kanama riski büyük ölçüde azaltılabilir.
Ancak:
uzun süreli görüntüleme takibi gerekebilir.
Tedavi sonrasındaki kontrol anjiyografileri aksatılmamalıdır.
AVM bulunan her hasta felç geçirmez. Ancak damar yumağı kanarsa veya çevresindeki beyin dokusuna giden kan akışını etkilerse kalıcı nörolojik kayıplar gelişebilir.
AVM’ye bağlı olarak:
oluşabilir.
Erken tanı ve uygun hastada doğru tedavi, kanama ve kalıcı hasar riskini azaltmaya yardımcı olabilir.
AVM tespit edilen kişiler doktorlarının önerdiği takip ve tedavi programına uymalıdır.
Dikkat edilmesi gereken noktalar şunlardır:
AVM bulunan bütün hastaların günlük hareketlerini tamamen bırakması gerekmez. Kısıtlamalar AVM’nin özelliklerine göre kişiye özel belirlenmelidir.
AVM kanaması veya nöbet şüphesinde:
Aşağıdaki belirtilerden biri bile varsa 112 aranmalıdır:
Beyin AVM’si şüphesi veya görüntülemede damar yumağı tespit edilmesi durumunda Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurulabilir.
Tanı ve tedavi sürecinde şu bölümler birlikte çalışabilir:
AVM tedavisi nörovasküler hastalıklar konusunda deneyimli multidisipliner ekip tarafından planlanmalıdır.
AVM hastalığı, atardamarlarla toplardamarların kılcal damar ağı olmadan doğrudan birleşmesi sonucunda oluşan anormal damar yapısıdır. Beyindeki AVM’ler halk arasında beyin damar yumağı olarak bilinir.
Beyin AVM’si uzun süre belirti vermeyebilir. Baş ağrısı, epileptik nöbet, uyuşma, güç kaybı, görme ve konuşma bozukluğu oluşturabilir. Damar yumağının yırtılması ise beyin kanamasına ve hayati tehlikeye yol açabilir.
Tanıda beyin MR’ı, MR anjiyografi, BT anjiyografi ve kateter beyin anjiyografisi kullanılabilir. Tedavi seçenekleri takip, mikrocerrahi, endovasküler embolizasyon ve stereotaktik radyocerrahiyi içerir. Bazı hastalarda bu yöntemlerin birkaçı birlikte uygulanabilir.
Tedavi kararı yalnızca AVM’nin büyüklüğüne göre verilmemelidir. Damar yumağının yeri, daha önce kanayıp kanamadığı, besleyici damarları, toplardamar yapısı, hastanın yaşı ve tedavinin taşıdığı riskler birlikte değerlendirilmelidir.
Tıbbi bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kesin tanı ve kişiye özel tedavi planı için Op. Dr. Seyhan Orak veya uygun bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır. Ani şiddetli baş ağrısı, nöbet veya güç kaybında hemen 112 aranmalıdır.