Trafik kazası, yüksekten düşme veya şiddetli darbe sonrasında ortaya çıkan kol ve bacaklarda güç kaybı, uyuşma, nefes almada zorlanma ya da idrar kontrolünün kaybedilmesi omurilik yaralanmasına işaret edebilir. Böyle bir durumda yaralıyı ayağa kaldırmak, oturtmak veya kontrolsüz biçimde taşımak omurilikteki hasarın ağırlaşmasına neden olabilir. Kişi hareket ettirilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.
Omurilik travmaları, omurganın içindeki sinir dokusunun darbe, kırık, çıkık, ezilme veya bası nedeniyle zarar görmesidir. Yaralanmanın etkileri hafif ve geçici duyu değişikliklerinden kalıcı hareket kaybına kadar farklılık gösterebilir. Boyun seviyesindeki ağır yaralanmalar solunumu, kolları ve bacakları birlikte etkileyebilirken sırt ya da bel seviyesindeki yaralanmalar çoğunlukla gövdenin alt bölümünü ve bacakları etkiler.
Omurilik hasarında ilk saatlerde uygulanan doğru müdahale büyük önem taşır. Tedavinin amacı solunum ve dolaşımı korumak, omurgayı hareketsiz tutmak, omurilik üzerindeki baskıyı azaltmak ve ikincil sinir hasarını önlemektir. Rehabilitasyon ise mümkün olan en yüksek hareket kapasitesine ve günlük yaşam bağımsızlığına ulaşılmasını hedefler.
Omurilik, beyinden başlayarak omurga kanalının içinde aşağıya doğru uzanan sinir dokusudur. Beyin ile vücudun geri kalanı arasındaki hareket, duyu ve organ kontrolüyle ilgili mesajları taşır.
Omurgayı oluşturan kemikler omuriliği dış darbelerden korur. Ancak şiddetli bir travmada omurlar kırılabilir, kayabilir veya omurga kanalı içine doğru ilerleyebilir. Bu durum omuriliğin ezilmesine, gerilmesine, kesilmesine veya kanlanmasının bozulmasına neden olabilir.
Omurilik travmasında yalnızca çarpma anındaki doğrudan hasar etkili değildir. Yaralanmanın ardından gelişen ödem, kanama, dolaşım bozukluğu ve iltihabi reaksiyonlar sinir dokusundaki hasarın genişlemesine yol açabilir. Bu süreç ikincil omurilik hasarı olarak adlandırılır.
Omurga ve omurilik aynı yapı değildir.
Omurga, omur adı verilen kemiklerle diskler, eklemler ve bağ dokularından oluşan taşıyıcı yapıdır. Vücudun dik durmasını sağlar ve omuriliği korur.
Omurilik ise omurga kanalının içinde bulunan sinir dokusudur. Beyinden gelen hareket komutlarını kaslara, vücuttan gelen duyu bilgilerini ise beyne iletir.
Omurga kırığı bulunan her hastada omurilik hasarı gelişmeyebilir. Bununla birlikte kırık veya çıkık omurga kanalını daraltarak omurilikte ciddi yaralanmaya neden olabilir.
Belirtiler yaralanmanın seviyesi, omurilikteki hasarın şiddeti ve yaralanmanın tam ya da kısmi olmasına göre değişir.
Travma sonrasında belirtiler hemen ortaya çıkabileceği gibi omurilik çevresindeki şişlik ve kanamanın artmasıyla saatler içinde de belirginleşebilir.
Omurilik zedelenmesi özellikle travma sonrasında gelişen nörolojik belirtilerle düşünülebilir.
Aşağıdaki bulgular ciddi omurilik yaralanmasını gösterebilir:
Omurilik yaralanması dışarıdan bakılarak kesin olarak anlaşılamaz. Şüpheli hastanın omurgası sabitlenmeli ve hastanede nörolojik muayene ile görüntüleme yapılmalıdır.
Omurilik yaralanmaları çoğunlukla omurgaya doğrudan veya dolaylı olarak uygulanan yüksek enerjili kuvvetler sonucunda meydana gelir.
Trafik kazaları gençlerde, düşmeler ise ileri yaşlarda öne çıkan travmatik omurilik yaralanması nedenleri arasındadır.
Boyun seviyesindeki omurilik yaralanmaları kolları, bacakları, gövdeyi ve bazı durumlarda solunumu etkileyebilir.
Görülebilecek belirtiler şunlardır:
Üst boyun seviyesindeki ağır yaralanmalar solunum kaslarını etkileyebilir ve acil solunum desteği gerektirebilir.
Sırt bölgesindeki omurilik yaralanmaları çoğunlukla gövdenin alt kısmını ve bacakları etkiler.
Belirtiler arasında şunlar bulunabilir:
Omuriliğin kendisi bel omurgasının üst seviyelerinde sonlanır. Daha alt seviyelerde omurilikten ayrılan sinir kökleri bulunur. Bu sinirlerin yaralanması kauda ekuina sendromuna yol açabilir.
Omurilik yaralanmaları nörolojik işlevlerin korunma durumuna göre tam ve kısmi olarak sınıflandırılabilir.
Yaralanma seviyesinin altında hareket ve duyunun tamamen kaybolduğu tablodur. Makat çevresinde duyu ve istemli kas kontrolünün bulunmaması tam yaralanmayı düşündürür.
Tam yaralanma, omuriliğin fiziksel olarak tamamen kesildiği anlamına gelmeyebilir. Sinir iletiminin işlevsel olarak kesildiğini ifade eder.
Yaralanma seviyesinin altında belirli miktarda duyu veya hareket işlevinin korunmasıdır.
Kısmi yaralanmada:
Kesin sınıflandırma ayrıntılı nörolojik muayeneyle yapılır.
Omurilik yaralanması sonucunda gövdenin alt bölümü ile iki bacağın hareket ve duyu işlevlerinin etkilenmesidir. Kollar genellikle korunur.
Boyun omuriliğinin yaralanması sonucunda iki kol, iki bacak ve gövdenin etkilenmesidir. Yaralanma seviyesine göre solunum kasları da zarar görebilir.
Felcin tam ya da kısmi olması, hastanın hiçbir zaman iyileşemeyeceği veya mutlaka tamamen iyileşeceği anlamına gelmez. İyileşme yaralanmanın seviyesi, şiddeti ve sinir dokusunun korunma durumuna göre değişir.
Omurilik yaralanması şüphesinde yanlış taşıma sinir hasarını artırabilir.
Araç içinde sıkışan veya yüksekten düşen bir kişi yangın gibi doğrudan bir tehlike bulunmadıkça kontrolsüz biçimde çıkarılmamalıdır. Şüpheli omurilik yaralanmasında omurganın hareketsiz tutulması ve dikkatli nakil önemlidir.
Hastaneye ulaşıldığında öncelikle solunum, dolaşım ve bilinç durumu değerlendirilir. Ardından yaralanmanın seviyesi ve nörolojik etkisi belirlenir.
Muayene belirli aralıklarla tekrarlanarak nörolojik durumun ilerleyip ilerlemediği izlenir.
Tomografi omurga kemiklerini hızlı ve ayrıntılı biçimde gösterir.
Tomografiyle:
değerlendirilebilir.
MR omurilik, diskler, bağlar ve yumuşak dokular hakkında ayrıntılı bilgi sağlar.
MR ile:
incelenebilir.
Acil durumda görüntüleme yöntemi hastanın klinik durumuna ve yaralanmanın özelliklerine göre seçilir.
Tedavi olay yerindeki doğru sabitlemeyle başlar ve hastanede multidisipliner olarak devam eder.
Tedavinin temel amaçları şunlardır:
Akut dönemde her hastaya aynı tedavi uygulanmaz. Plan; yaralanmanın seviyesi, omurga dengesizliği, omurilik basısı ve eşlik eden diğer organ yaralanmalarına göre hazırlanır.
Her omurga kırığı veya omurilik yaralanması ameliyat edilmez. Omurga dengeli ve sinir yapıları üzerinde ilerleyici baskı bulunmuyorsa korse ve yakın takip uygulanabilir.
Uygun hastalarda erken cerrahi dekompresyon ve stabilizasyon değerlendirilebilir. Güncel klinik öneriler, cerrahi gereken akut travmatik omurilik yaralanmalarında erken müdahalenin nörolojik sonuçlara katkı sağlayabileceğini bildirmektedir.
Ameliyatın amacı omurilik ve sinirlerin üzerindeki baskıyı kaldırmak ve omurgayı güvenli şekilde sabitlemektir.
Uygulanabilecek işlemler şunlardır:
Omuriliğe baskı yapan kemik, disk, bağ dokusu veya kan birikimi çıkarılarak sinir dokusuna daha fazla alan sağlanır.
Kırılan veya yer değiştiren omurlar vida, çubuk ve kafes sistemleriyle sabitlenebilir. Böylece omurganın dengesi korunur ve hastanın daha güvenli biçimde hareket ettirilmesi sağlanabilir.
Hasarlı omurların zaman içinde birbirine kaynamasını sağlamak amacıyla kemik greftleri kullanılabilir.
Cerrahi yaklaşım boyun, sırt veya bel bölgesinden; omurganın önünden, arkasından veya her iki yönden uygulanabilir.
Geçmişte travmatik omurilik yaralanmalarında yüksek doz kortizon daha yaygın kullanılmıştır. Günümüzde olası enfeksiyon, kanama ve diğer komplikasyon riskleri nedeniyle her hastaya rutin şekilde uygulanması önerilmemektedir.
Kortizon kararı yaralanmanın özelliklerine ve güncel klinik yaklaşımlara göre tedavi ekibi tarafından verilmelidir. Hasta veya yakınları kendi imkânlarıyla kortizon ya da farklı bir ilaç kullanmamalıdır. Güncel bir klinik derleme, akut travmatik omurilik yaralanmasında kortikosteroidlerin rutin uygulanmamasını önermektedir.
İyileşme potansiyeli yaralanmanın tam veya kısmi olmasına, seviyesine ve omurilikteki yapısal hasara göre değişir.
İyileşmeyi etkileyen faktörler şunlardır:
Bazı hastalarda haftalar ve aylar boyunca hareket veya duyuda ilerleme görülebilir. Ağır ve tam yaralanmalarda ise kalıcı kayıplar gelişebilir. Günümüzde omurilikteki bütün hasarı kesin olarak geri döndüren standart bir tedavi bulunmamaktadır; mevcut yaklaşım hasarı sınırlamayı, işlevleri korumayı ve bağımsızlığı artırmayı hedefler.
Rehabilitasyon hastanın tıbbi durumu uygun olduğunda erken dönemde başlatılır. Amaç yalnızca yürümeyi sağlamak değil, hastanın mümkün olan en yüksek bağımsızlık seviyesine ulaşmasına yardımcı olmaktır.
Program kapsamında şu uygulamalar bulunabilir:
Rehabilitasyon ekibinde fizik tedavi uzmanı, fizyoterapist, iş uğraşı terapisti, rehabilitasyon hemşiresi, psikolog, sosyal hizmet uzmanı ve farklı branşlardan hekimler bulunabilir.
Omurilik yaralanması yalnızca hareket ve duyuyu etkilemez. Uzun süreli takip gerektiren farklı sorunlara da neden olabilir.
Bası yarası, idrar yolu enfeksiyonu, solunum komplikasyonları ve damar pıhtıları omurilik yaralanması sonrasında önemli sağlık riskleri oluşturabilir.
Otonom disrefleksi, çoğunlukla T6 ve üzerindeki omurilik yaralanmalarında görülebilen acil bir durumdur. Yaralanma seviyesinin altındaki ağrı, dolu mesane, kabızlık veya bası yarası gibi bir uyarana karşı kontrolsüz sinir sistemi yanıtı gelişir.
Belirtiler şunlardır:
Bu tablo beyin kanaması ve kalp sorunlarına yol açabileceği için acil değerlendirme gerektirir.
Özellikle trafik kazaları, düşmeler ve suya baş üstü atlama sonucunda gelişebilecek yaralanmalar güvenlik önlemleriyle önemli ölçüde azaltılabilir.
Aşağıdaki belirtilerden biri varsa hemen 112 aranmalıdır:
Yaralı yürüyebiliyor olsa bile omurga kırığı veya kısmi omurilik yaralanması bulunabilir. Tıbbi değerlendirme yapılana kadar gereksiz hareketten kaçınılmalıdır.
Omurilik travması şüphesinde poliklinik randevusu beklenmeden acil servise başvurulmalıdır.
Tanı ve tedavi sürecinde şu branşlar birlikte çalışabilir:
Omurilik üzerinde bası, omurgada kırık veya dengesizlik bulunduğunda Beyin ve Sinir Cerrahisi tarafından acil cerrahi değerlendirme yapılabilir.
Omurilik travmaları; trafik kazası, yüksekten düşme, spor yaralanması veya şiddetli darbe sonucunda omurilik dokusunun zarar görmesidir. Yaralanma hareket, duyu, solunum, mesane, bağırsak ve cinsel işlevleri etkileyebilir.
Travma sonrasında güç kaybı, uyuşma, şiddetli boyun veya sırt ağrısı ve nefes darlığı bulunması durumunda kişi hareket ettirilmemeli ve hemen 112 aranmalıdır. Kontrolsüz taşıma mevcut sinir hasarını ağırlaştırabilir.
Tanıda nörolojik muayene, tomografi ve MR kullanılabilir. Tedavi; omurganın sabitlenmesi, solunum ve dolaşım desteği, omurilik üzerindeki basının cerrahi olarak kaldırılması ve omurganın vida sistemleriyle sabitlenmesini içerebilir.
Rehabilitasyon tedavinin temel parçalarından biridir. Erken ve kişiye özel rehabilitasyon; hareket kapasitesinin korunmasına, komplikasyonların önlenmesine ve hastanın günlük yaşam bağımsızlığının artırılmasına yardımcı olabilir.
Tıbbi bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Travma sonrası güç veya duyu kaybında internetten araştırma yapmak yerine 112 aranmalıdır. Kesin tanı ve kişiye özel tedavi planı için Op. Dr. Seyhan Orak veya uygun sağlık uzmanlarının değerlendirmesi gerekir